FİKRİ MÜLKİYET DAVASI

Fikri mülkiyet hukukuna ilişkin davalarda fikri mülkiyet avukatı , fikri mülkiyet davası avukatı terimi kullanılsa da bu şekilde bir terim kullanmak hatalıdır. Fikri mülkiyet hukuku , fikri mülkiyet davaları hakkında uzmanlaşmış avukat terimini kullanmak daha doğrudur. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, eser sahibi ve haleflerinin menfaatlerini korurken, bu korumanın asıl amacı bilimsel ve yaratıcı sürecin devamını sağlamak, eser sahibinin yaratıcı yönünün korunması ve fikri ürünler ortaya çıkarmasını teşvik etmektir.[1] Fikri mülkiyet hukuku, iki ana türe ayrılmaktadır, bunlar; fikri haklar ve sınai haklardır. Sınai haklar, insanın fikri faaliyeti sonucu ortaya koyduğu, sanayi, ticaret ve endüstride kullanılmak için meydana getirilen ürünler üzerindeki hakları nitelerken; fikri haklar, fikir ve sanat eserleri üzerinde eser sahibi ile eser sahibinin bağlantılı hak sahiplerine tanınmış olan mal varlığı değerleri arasında gösterilen, eserinden ekonomik ararlanma sağlayan mali haklar ile kişilik değerleri kapsamında değerlendirilen  haklardır.[2]

1995 yılında, Dünya Ticaret Örgütü’nün kurucu anlaşmasına ek olarak kabul edilen “Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights” (TRIPS), ticaretle bağlantılı olarak fikri mülkiyet haklarını düzenleyen bir anlaşmadır ve Türkiye bu anlaşmaya Dünya Ticaret Örgütü kurulurken taraf olmuştur.

Türkiye’nin “WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşması”na (WCPT), ve “WIPO Telif Hakları Antlaşması’na (WCT) katılımı Bakanlar Kurulu’nca 28.04.2008 tarihinde kararlaştırılmış ve Türkiye 28.11.2008 tarihi itibariyle anlaşmaya taraf olmuştur.

Fikir Ve Sanat Ürününün FSEK Kapsamında Eser Sayılmasının Şartları

Fikri bir ürünün FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için şu şartların arandığından bahsedilebilir;

  • Eser fikri/düşünsel bir çabanın sonucunda ortaya çıkmalıdır
  • Eser şekillenmiş olmalıdır
  •  Eser yaratıcısının hususiyetini taşımalıdır
  • FSEK m. 1/B kapsamında sayılan eser türlerinden birine dâhil olmalıdır[3]

Fikri mülkiyet davası yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve diğer yerli mevzuat değil, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de çok önemlidir. Özellikle tanımlar kapsamında uluslararası sözleşmelerin nitelemeleri önem arz etmektedir.

Bern Sözleşmesi m. 2’de yer alan “ ‘Edebiyat ve Sanat Eserleri’ deyimi, ifade şekli ne olursa olsun, edebiyat, bilim ve sanat alanındaki kitaplar, dergiler ve diğer yazılar; konferanslar, nutuklar, vaazlar ve benzer nitelikteki diğer eserler; dramatik eserler veya dramatik-müzik eserleri; koreografik eserler ve pandomima gösterileri; sözlü veya sözsüz müzikal kompozisyonları, sinema tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen sinematografik eserler; çizim, sulu ve yağlı boya resim, mimarlık, heykeltraşlık, oymacılık ve taş basma eserler, fotoğraf tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen fotoğraf eserleri; uygulamalı sanat eserleri; resimlendirmeler, haritalar, planlar, krokiler ve coğrafya, topografya, mimari veya bilimsel üç boyutlu eserler gibi bütün ürünleri içerecektir” düzenlemesi ile eser türleri belirtilmiştir. Sözleşmede yer alan “ifade şekli ne olursa olsun edebiyat, bilim ve sanat alanındaki tüm ürünler” ifadesi eser türlerinin sınırlı olarak sayılmadığına işaret etmektedir.

FSEK’ te Sayılan Eser Türleri:

  •  İlim ve Edebiyat Eserleri
  • Dil ve Yazı ile İfade Olunan Eserler, Bilgisayar Programları ve

Hazırlık Tasarımları

  • Estetik Niteliğe Sahip Olmayan İlmi ve Teknik Nitelikteki Fotoğraflar,
  • Haritalar, Planlar, Projeler, Krokiler, Resimler, Mimari Projeler ve benzeri…
  • Musiki Eserleri
  • Güzel Sanatlara Dair Eserler
  • Sinema eserleri

FİKRİ MÜLKİYET HAKKININ HUKUK DAVALARI YOLUYLA

KORUNMASI

TESPİT DAVASI

Fikri Mülkiyet Davası türü olarak tespit davası, Fikir ve sanat eserleri hukukunda tespit davası eser sahibinin belirlenmesi veya fikri mülkiyet hakkına tecavüzün var olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla açılmaktadır. Tespit davası ayrıca, sahibi belli olmayan, koruma süresi dolup dolmadığından emin olunamayan veya üçüncü bir kişinin eser üzerinde bir hakka sahip olup olmadığının belirlenmesi amacıyla da açılmaktadır. Örneğin, bir eserin koruma süresinin dolduğu tarihin belirlenmesine ilişkin tespit davası açılabilir. Tespit Davası hakkında fikri mülkiyet davası avukatı yardımı almanız faydalıdır.

 TECAVÜZÜN REF’İ DAVASI

Fikri mülkiyet davası türü olarak, FSEK m. 68’de maddi veya manevi hakları zarara uğrayan kişinin tecavüz edene karşı tecavüzün kaldırılması davası açabileceği düzenlenmiştir. Örneğin bir yazara ait bir kitabın izinsiz olarak basılması durumunda, basım ve dağıtımının önlenmesi için tecavüzün ref’i davası açılabilir. Tecavüzün ref’i davası açılabilmesi için ayrıca bir zararın meydana gelmiş olması da gerekmez. Bu dava hak sahibinin hiç zarara uğramaması veya zarara uğramış ise bu zararın daha fazla artmamasına yöneliktir. Yayma hakkının ihlaline yönelik tecavüzün ref’i davası açıldığı takdirde bu davanın sonuçlanmasının uzun zaman alması muhtemeldir. Böyle bir durumda hak sahibinin zarar görmemesi adına FSEK m. 66/IV özel bir ihtiyati tedbir hali öngörmüştür.

izinsiz çoğaltılan nüshaların satışa çıkarılması nedeniyle yayma hakkı ihlal edilen hak sahibi tecavüz edenin elinde kalan çoğaltılmış nüshaların imhasını talep etme veya bu nüshaların uygun bir bedel karşılığında kendisine devrini talep etme veya şayet tecavüz edenle bir sözleşme yapmış olsaydı isteyebileceği bedelin üç katının tazminini talep edebilecektir. Fikri mülkiyet davası olarak, tecavüzün ref’i davası açmak için hak sahibi tarafından doğrudan açılabileceği karmaşık bir konu olması sebebiyle  fikri mülkiyet davası avukat yardımı ile davanın açılması faydalı olabilmektedir.

    Yargıtay, 11. HD., E. 2010/10435, K. 2011/452, T. 20.01.2011,

“Dava, FSEK’nundan kaynaklanan mali haklara tecavüz oluşturan eylemler nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile tazminat istemini FSEK’nun 68/1. fıkrasına dayandırmıştır. FSEK’nun 68/1. fıkrasına göre “…izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca espit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir”. Mahkemece, “FSEK’nun 68/1. fıkrası uyarınca, hak ihlali halinde eser sahibine rayiç bedelin 3 katına kadar tazminatı isteyebilme hakkı tanındığı, ancak, takdiren 2 katının davacı yana verilmesi gerektiği gerekçesiyle bilirkişi raporu ile belirlenen tazminatın tutarının iki katı olan 14.054,88 TL’nın tahsiline karar verilmiştir. Ancak, FSEK’nun 68/1. fıkrasındaki eser sahibinin “uğradığı zararın, en çok üç kat fazlasını isteyebilir” şeklindeki düzenleme, eser sahibinin mali haklarına tecavüz halinde gerektiğinde rayiç bedelin üç katının mütecavizden istenilebilmesi hususunda eser sahibine tanınmış bir seçeneğin kullanılması yetkisidir. Bu bakımdan, Kanun’da eser sahibine tanınan rayiç bedelin üç katı fazlasına kadar isteyebilme seçeneklerinden herhangi birisini kullanma yetkisi eser sahibi olan davacıya aittir. Mahkemece seçilen talep değiştirilemez. O halde, davacı FSEK’nun 68/1. fıkrası uyarınca rayiç bedelin üç katına hükmedilmesine ilişkin talebi gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, kararda yazılı gerekçelerle iki katına hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. … O halde, kararın kendisine yönelik kısmı bakımından temyiz hakkı doğan ihbar olunanlar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ihbar olunanlar yararına bozulması gerekmiştir. …”

 İmha Talebi

FSEK m. 68/2’de hak sahibine tanınan seçimlik haklardan ilki olan çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını talep etme hakkı düzenlenmiştir. Buna dayanarak kediniz veya fikri mülkiyet avukatı vasıtayla izinsiz çoğaltılan eserlerin imhası talep edilebilir. FSEK m. 68’de hak sahibine, hak sahibi ile tecavüz eden arasında şayet bir sözleşme olsaydı durumunda hak sahibinin sözleşme kapsamında isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebilmesi düzenlenmiştir.

Fikri Mülkiyet Davası Emsal Mahkeme Kararı;

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ KARARI

 E. 2002/5472, K. 2002/10458, T. 30.9.2002,

“ … Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının 66. maddesinde “sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç katı fazlasını isteyebilir” biçiminde düzenleme yapılmıştır. Davacı, daha önce açtığı bir dava ile anılan bu maddenin kapsamında kalan maddi tazminatın bir bölümünü istemiş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur.

Maddede yer alan tazminatın türü bütün taşıyan, bölünememezliği içeren türden bir tazminat

değildir. Bunun içindir ki zarar gören, bu zararını, bir defada ve bir dava ile isteyebileceği gibi, usul ve maddi hukuk

kurallarına uymak koşulu ile birden fazla dava ile ve bölümler halinde de isteyebilir. Eldeki davada davacı ilk

davada geriye kalan zararını istemiştir. Şu durumda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açan davacının

zararın üç kat fazlasını ilk davada istemediğinden bahisle üç kat fazla zarara hükmedilemeyeceğine yönelik yerel

mahkemenin gerekçesi yerinde değildir. Davacı anılan Yasanın 68/1 maddesine dayalı olarak istemde bulunduğuna

göre ilk davadan geriye kalan tazminat miktarından vazgeçtiği sonucu çıkarılamaz. Kaldı ki dayanılan yasa maddesi

bu tür bir düzenlemeyi içermektedir. Bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.”,

TECAVÜZÜN MEN’İ DAVASI

Fikri mülkiyet dava türlerinden tecüvüzün men’i davası, Tecavüzün ref’i davasından farklı olarak men davasında mevcut ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Men davasının amacı henüz meydana gelmemiş veya tekrar etme olasılığı olan tecavüzün bertaraf edilmesidir. Tecavüzün men’i davası hakkında fikri mülkiyet davası avukat, yardımı

Tecavüzün Men’i Davası Fikri Mülkiyet Davası Emsal Mahkeme Kararı ;

Yargıtay, 11. HD., E. 2004/7312, K. 2005/5474, T. 24.05.2005,

“… Davacı vekili, müvekkillerinin ülkemizin seçkin

bilim adamları olup, kamu ekonomisi alanında emek ve bilgilerini B. Basım ve Dağıtım A.Ş.’nin basıp, yayınlama

hakkına sahip olduğu, A. Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nce de ders kitabı olarak yayınlanan Kamu Ekonomisi

kitaplarında ortaya koyduklarını, davalıların müvekkillerinin anılan eserini aynen alıp, anlamını bozacak şekilde

kesintiler yaparak, izinsiz ve suç teşkil edecek şekilde çoğaltıp, ticari amaçla basıp, sattıklarını, davalıların bu

eylemlerinin müvekkillerinin 5846 sayılı Yasa ile koruma altında bulunan maddi ve manevi haklarına tecavüz

oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların basıp satışa sunduğu kitapçıkların satışının durdurulmasına, mevcut

kitapların imhasına ve tecavüzün ref’ine … talep ve dava etmiş … Davalılar vekili, davada gerçek kişi müvekkiline

husumet yöneltilemeyeceğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğini, dava konusu olayda eser sahibi ve

dolayısıyla eser üzerindeki mali hak sahibinin A. Üniversitesi Rektörlüğü olduğunu, üniversitenin davacılara telif

ücreti ödeyerek, A. Öğretim öğrencilerinin eğitim ve öğretimlerine yönelik kitap hazırlattığım, üniversitenin

müvekkilleri ile yaptığı sözleşmeyle telif ücreti karşılığı davalı şirketin kitapların dağıtılabilmesini kabul ettiğini,

davacılara ait kitaplardan bilimsel yararlanma söz konusu olup, iktibasın bulunmadığını, davacıların üniversiteye

devrettikleri mali haklara ilişkin olarak ref ve tazminat davası açamayacaklarını belirterek, davanın reddini

istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davalı şirketin

uyuşmazlık konusu kitabı davacıların izinlerini almadan diğer davalının katılımı ile müşterek olarak çoğaltıp, satışa

sunduğu, davalı M.’ nin pasif husumet yokluğuna dair savunmasının yerinde olmadığı, … Karar, davalılar vekilince

temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin

tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri

Kanunu’nun 66/2, 3. Maddeleri uyarınca tecavüzün, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya

müstahdemleri tarafından yapılması halinde işletme sahibi hakkında da dava açılabilmesinin mümkün bulunmasına,

bu hususta kusurun varlığının da şart olmamasına göre, mahkemece davalı gerçek kişi hakkındaki davanın

kabulünde bir usulsüzlük bulunmadığından, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.”

Tazminat Davaları

I. Genel Olarak

FSEK m. 70/I ve II, mali ve manevi hakların ihlali halinde tazminat davalarını “Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere müteallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk büromuz Ankara Fikri Mülkiyet Davası avukat yardımı ve danışmanlık yardımı vermektedir. Fikri Mülkiyet Davası avukat yardımı almak dava türünün kapsamlı ve hukukun bir çok disiplinini muhteva etmesi sebebiyle fay


[1] LEMLEY Mark, “Faith-Based Intellectual Property Law”, UCLA Law Review, 2015, s. 1331

[2] SULUK Cahit/NAL Temel (KARAHAN Sami/SARAÇ Tahir), Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Ankara,

2015, s.2

[3] KLETT Alexander/SONNTAG Matthias/WILSKE Stephan, Intellectual Property Law in Germany, München,

2008 s. 61

Leave a Comment