doktor hatası davaları

DOKTOR HATASI DAVASI

ÖNCELİKLE BELİRTMESİ GEREKEN HUSUS TEDAVİ VEYAHUT AMELİYATTAN ÖNCE HASTLARA ONAY KAĞIDININ İMZALATILMIŞ OLMASI DOKTOR VEYA HASTANENİN, HASTANIN ZARAR GÖRMESİNDE BİR KUSURU BULUNMASI DURUMUNDA, SORUMLULUĞUNU VE BORCUNU ORTADAN KALDIRMAZ. HASTALARA, ONAY BELGESİNİN İMZALATILMASI DURUMUNDA HASTANE, SAĞLIK MERKEZİ VEYAHUT DOKTORUN KUSURU; BİLGİ EKSİKLİĞİ, İHMALİ, HATALI VEYA KÖTÜ UYGULAMASI SONUCUNDA HASTA ZARAR GÖRMÜŞSE, HASTANE VE DOKTORUN; CEZAÎ, TAZMİNAT VE DİSİPLİN SORUMLUĞU GÜNDEME GELİR. HASTALAR VE YAKINLARI, HASTANE VE DOKTOR HATASI SEBEİYLE DAVA AÇABİLİRLER.

Yanlış Tedavi Kavramı:

Kişilerin geçirmiş oldukları rahatsızlık ve hastalıkları sonucu tedavi altında alınan kişiler hastane veya doktorlar tarafından, ihmal sonucu veyahut bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik sonucunda; muayene, tanı, ameliyat, operasyon ve diğer tedavi tüm tedavilerde kötü veya hatalı sağlık uygulamaları soncunda hastaların zarar görmesine sebibiyet verebilmektedir.

Yanlış Tedavi, Doktor Hatası kavramının karşılığı Malpraktis olarak nitelendirilmektedir. Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları” nda doktorluğun kötü veya hatalı uygulanması belirtilmiş olan malpraktis kavramının, ‘’bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulaması anlamına gelir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Hastaların Zarar Görmesi Durumunda Tazminat Hakkı veya Hastaların Hakları yalnız Türk Hukuku’nda değil uluslarası alanda da korunmaktadır. Ancak hastalar ve yakınları bu haklarını bilmedikleri gözlemlenmektedir.

Örneğin Tıp hukuku ve hasta hakları konusunda Avrupa’da da benzer yasal düzenlenmeye örnek olarak   Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü ‘nde

hastalara ait 14 hak yer almaktadır.;

  • koruyucu tedbirlerin alınması hakkı,  yararlanma hakkı, bilgi hakkı,  rıza hakkı, özgür seçim hakkı, özel ve gizlilik hakkı, hastala- rın vaktine saygı, kalite standartları hakkı, güvenlik hakkı, yenilik hakkı, gereksiz ağrı/acı ve sıkıntıdan sakınma hakkı, kişisel tedavi hakkı, şikayet hakkı, tazminat hakkı

Görüleceği üzere hasta ve yakınlarının önce sağlığı ve tedavisi üzerinde iyi, güvenli, doğru tedavi hakkı vardır. Yanlış tedavi soncu, doktor hatası sonucu sağlık tazminat davası açma hakkı bu haklardan sadece biridir.  Bu davalarda tazminat sebebiyle davanın açılacağı mahkeme ve yargı kolu tedavi görülen hastanenin özel veya devlet hastanesi olması göre de farklılık gösterecektir. Bu sebeple tıp davaları için doktor hatası davası avukat yardımı almak, doktor hatası tazminat davası için faydalıdır.

Doktorların Sorumlulukları ve Hasta Hakları;

  • Hastane ve Doktorların Sorumlulukları ve Yapılan Doktor Hataları;

1. İletişim eksiklikleri

2. Kayıt hataları

3. Yetki sınırlarının aşılması ve konsültasyon

4. Aydınlatma ve onam hatası

5. Tanı hataları

6. Tedavi hataları

7. Hatalı karar

8. Girişim hataları ve teknik hatalar

9. Terk etme

10. Özen eksikliği

11. Bilgi eksikliği hataları

  • Doktorun Hastayı Muayene Yükümlülüğü, Muayene etmeden Tedavi Uygulanması Durumunda Oluşan Zarar

Muayene teşhisin bir parçasıdır ve muayene olmaksızın teşhis ve tedavi uygulanamaz. Örneğin doktorun muayene etmeden ağru kesici vermesi ve bunun sonucunda hastada bir komplikasyon ve zarar doğması sonucunda doktorun ceza hukuku ve tazminat hukuku ve de disiplin sorumluğu söz konusu olur. Doktorun hatası sebebiyle hastanın dava açması hakkı bulunmaktadır.

  • Doktorun Hastayı Bilgilendirme Sorumluğu, Doktorun Hastayı Bilgilendirmemesi Hatası

Hekimin hastayı tedavi sürecinin teşhis ve tedavi aşamalarıyla ilgili olarak, hastanın kararını etkileyebilecek temel konularda bilgilendirmesi yükümlülüğü bulunmaktadır. Hekim, ancak bu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirerek hastanın rızasını elde ettiği takdirde, yapacağı tıbbi uygulamanın hukuka uygun olduğu kabul edilebilir. Hastayı; hastalığı hakkında gereği gibi aydınlatmayan yapılacak tedavi ve operasyonların türü, bu tedavi ve operasyon sonucu ortaya çıkabilecek zarar ve riskler hakkında doktorun hastayı aydınlatmamış olması doktorun hastayı aydınlatmama, hatasıdır. Doktor hatası zarar davasını kişiler hasta ve yakınları açabilecektir. Doktor hatası davası avukat yardımı almak, bu dava türü hakkında faydalırdır.

Emsal Yargıtay Kararı;

4. Hukuk Dairesi, 6297/2541

Yargıtayın kararına göre; “ … Kişiler kendi vücutları üzerinde ayrık durumlar hariç ancak kendilerini tasarrufta bulunabilir. Tıbbi müdahalelerde de bu genel kuruladan ayrılmamak gerekir. Tıbbi madahaleler ve hekimin gireceği diğer eylemler…. Bunların gerçekleştirilmesine karar verme yetkisi hekime değil, hastaya aittir.” 

Doktorun Doğru Tehşis Koyma Sorumluluğu ve Doktor Tehşis Hatası;

Hekimin sözleşmesel yükümlerinin en başında, hastalığın teşhisini koyma ve konulan teşhise göre en uygun tedavi ya da ameliyat yöntemini seçip uygulamanın geldiği belirtilmelidir. Bu seçim ve tehşis de bilgisizlik, ilgisizlik ve ihmal sebebiyle hata yapılmışsa, doktor hatası tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

Doktorun, hastayı aydınlatma; sadakat ve özen gösterme; sır saklama; tıbbî bilgileri belgeleme ve arşivleme (dökümantasyon); hastanın kendisi veya sahiplerine hesap verme sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukları yerine getirmediği takdirde doktor hatası tazminat davası  için avukat yardımı faydalıdır.

         İlk muayeneden sonra konulan geçici teşhis, kesin teşhis yapılmaktadır. Sevk teşhisi ise bir hastayı artık hastaneye havele eden doktorun teşhisidir. Taburcu olan hastaya ise taburcu teşhisi verilir.

         Hekimlik sözleşmesi hekime teşhis koyma yükümlülüğü yüklemektedir. Mahkemelerin yerleşmiş kararlarına göre; teşhis hatası varsa artık başka bir koşul aranmaksızın doktorun uygulama hatası var demektir. Teşhisin eksik olması da hatadır. Örneğin hasta hastaneye geldiğinde prekordial ve retrosternal şiddetli ağrısı varken, ağrılarının türünün bu olduğu açıkken, hastaya kalp teşhisi konulmayıp başka birime gönderme veya taburcu edilmesi bir doktorun teşhis hatasıdır. Doktorun teşhis hatası sebebiyle cezai ve tazminat sorumluluğu bulunmaktadır.

  • Tehşisi Kontrol Yükümlülüğü;

      Doktor başlangıçta koyduğu teşhisi sürekli kontrol etmelidir. Gerekirse teşhiste değişiklik yapmalıdır. Labratuar sonuçlarına veya diğer bulgulara göre hastalığın türü ve teşhisin değiştirilmesi gerekiyorsa bu uyarlamaları yaparak yeni teşhisin uygunluğunu denetlemelidir. Aksi takdirde zarar görülmesi durumunda hastanın tazminat davası açması hakkı ve ceza davası için şikayet hakkı bulunmaktadır. Doktor hatası davası hakkında daha ayrıntılı bilgi için bir avukata danışmanız faydalıdır.

Doktorun Tedavi Yükümlülüğü;

Hastalığın teşhisinden sonra hekimin en uygun tedavi yöntemini seçememiş ya da bu şekilde seçilen tedavi yöntemini özenle uygulamamış olması durumlarında ortada bir tedavi kusurunun varlığından söz edilecektir. Teşhisi konulan hastalığın tedavisinde en uygun ve en güvenilir tedavi yönteminin uygulanması amacıyla, hekimin, geleneksel ve/veya modern tedavi tekniklerinden başarılı sonucu elde etme şansı en yüksek, fakat riski en az olan yöntemini kural olarak bizzat uygulaması gerekir. Bu durumlara aykırı davranış sorucu hasta zarar görmüşse hasta davası açma hakkı bulunmaktadır.

Doktorun aynı zamanda hastayı zamanında tedavi etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Gecikmiş bir tedavi sonucu hastanın zarar görmesi durumunda hasta doktoru ceza davası için şikayet edebilir veya hastanın zararı sebebiyle tıp davası açma hakkı bulunmaktadır.

  • Hasta İle Hekim Arasındaki İşin Niteliği;

İşin niteliğinin önemi, hastanın uğradığı zarar sebebiyle şikayet ve tazminata ilişkin ayrı hukuki başvuru yollarının ve hazırlıklarının yapılması sebebiyledir.

  • Hasta doğrudan doğruya sağlık hizmeti almak için bir doktora başvurmuş olursa aralarındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır.
  • Hastaya acil müdahale gerektiren durumlarda istemi dışında doktor tarafından tedaviye zorunlu kalınmışsa, hasta ve doktor arası ilişki vekaletsiz iş görme kuraları uygulanarak çözümlenir.
  • Hasta doktor tarafından kanuna, tıbbi etik kuralarına aykırı bir deneye tabii tutulmuş ve bu sebeple hasta zarara uğramışsa doktorun haksız eylemi bulunmaktadır.  Haksız eylemden dolayı ayrıca sorumludur.
  • Hasta, bir hastaneye, sağlık merkezine tedavi için başvuru yapmış ve bu hastane veya sağlık merkezi hastaya bir doktor atamış ise hastaya verilen zarardan hem hastane hem de hekim sorumludur.
  • Estetik ameliyat ve operasyonların durumu ise farklılık göstermektedir. Hasta; sağlık merkezi, hastane veya doktora estetik sebebiyle , estetik operasyon , estetik ameliyat sebebiyle başvurmuşsa, estetik ameliyat sonucu zarar oluşması durumunda eser sözleşmesi kurallarına bağlı olarak estetik ameliyat davası,  tazminat yargılaması görülmektedir.
  • Hasta Devlet hastanesine başvurmuşsa ve orada tedavi görmüşse ortada bir hizmet kusuru vardır ve doktor hatası tazminat davası, hastane hatası tazminat davası olarak halk arasında adlandırılan davalar idare mahkemelerinde görülür.

Yukarıdaki diğer davalar özel hukuk olarak adliye mahkemelerinde dava açılır.  Doktor hatası davası açmak hakkında, halk arasında doktor hatası davası avukatı şeklindeki kullanılan ifaeler hatalıdır. Böyle bir avukatlık olmamakla birlikte doktor hatası davası hakkında uzmanlaşmış avukat tabiri kullanmak daha doğrudur. Doktor hatası tazminat davası , tıp davası , hastane hatası davası hakkında ayrıntılı bilgi için avukat yardımı almanız faydalıdır.

EMSAL MAHKEME KARARLARI

  • Hastanın Aydınlatılmaması ve Hatalı Bilirkişi Raporu;

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

        E. 2016/26894-K. 2018/8072

T. 18.9.2018

ÖZET : Dava, tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece bilirkişi raporları esas alınarak hüküm verilmiş ise de; davacının sağ ğöğsünün de ameliyat edilmesinin gerekli olup olmadığı ve bu göğsüyle ilgili olarak ameliyat öncesinde yeterli tahlil ve tetkiklerin yapılıp yapılmadığı, ameliyat sonrası karşılaşılabilecek riskler konusunda hastanın aydınlatılma borcunun yerine getirilip getirilmediği, ameliyat sonrasındaki biyopsi sonuçları, davalıların yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediği, hususlarında bilirkişi raporları yeterli açıklamayı içermemektedir. Ayrıca dosyaya ibraz edilen hasta yatış onam formunun davacı tarafından imzalanmış olmasına rağmen aynı tarihli tıbbi uygulamalar için bilgilendirme onam formunun davacı yerine neden yakını tarafından imzalandığının açıklaması yapılmayarak bu durum mahkemece ve bilirkişiler tarafından değerlendirilmemiştir. Bahsedilen bu formlar, davacıya yapılan ameliyatın niteliği konusunda davacıya gerekli bilginin verildiğini gösterir nitelikte değildir. Biyotıp Sözleşmesinin 5. maddesinde “Rıza” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilecektir” düzenlemesiyle rızanın kapsamı belirlenmiş ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına paralel düzenlemeler getirilmiştir. Hastanın salt işleme rıza göstermesi yeterli değildir. …Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır ” düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. Aydınlatılmış onamda, ispat külfeti ise hekim ya da hastanededir. Bu sebeplerle mahkemece, üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli konusunda uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine elverişli ve özellikle davacının bilirkişi raporlarına itirazlarını karşılayacak şekilde yeniden rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

ESTETİK AMELİYAT DOKTOR HATALARI TAZMİNAT DAVASI EMSAL MAHKEME KARARLARI

  • Estetik Ameliyat Doktor Hatası Tazminat Davası, Hatalı Meme Ameliyatı Sebebiyle Doktor Hatası Tazminat Davası ;

Kararda estetik ameliyata ilişkin hastanın görmüş olduğu zarar sebebiyle doktor hatası bulunduğu mahkeme kararı ile kesinleşmiştir.

T.C.

YARGITAY

15. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/2524

K. 2018/2644

T. 21.6.2018

• HEKİM HATASI NEDENİ İLE TAZMİNAT İSTEMİ ( Meme Küçültme Ameliyatında – Davacıda Gelişen Durumun Komplikasyon Mu Yoksa Hekim Hatası Mı Olduğu Hususunun Aydınlatılacağı/Hekim Hatası Bulunduğu Kanısına Varıldığı Taktirde Sorumlu Tutulacağı )

6098/m. 51,502

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin 24.10.2007 tarihinde davalı hastanede meme küçültme ameliyatı olduğunu, 25.10.2007 tarihinde taburcu edildiğini, birkaç gün sonra meme başında renk değişimi ve koku gelmesi üzerine, doktora başvurduğunu, davalı …’ın kendisini muayene edip her şeyin yolunda olduğunu söylediğini, 6 gün geçmesine rağmen meme ucundan gelen kokunun dayanılmaz hal aldığını ve renginin siyahlaşması üzerine 05.11.2007 tarihinde 2. kez ameliyata alındığını ve ameliyat sırasında meme ucunun çürüdüğü, içeriye yayılmaması için alınması gerektiği, ilk ameliyatta bazı gelişmelerin ters gitmesi sebebiyle meme ucunda kan dolaşımının olmadığı, çürümenin bundan kaynaklandığı, hatanın kendilerinde olduğunu, bu ameliyat sonrasında davacının sol memesinde his kalmadığını ve çürüme içeriye de yayıldığından meme içine de müdahale edilmesi sebebiyle memede küçülme meydana geldiğini, ameliyatın başarısız olduğunu, kasıktan alınan parçayı meme zeminine koyacaklarını bildirerek tekrar ameliyat günü verdiğini, 2008 yılı Ocak ayında yapılan bu operasyonun sonuç vermediğini ve meme zemini oluşturulamadığını, daha sonraki günlerde yapılan müdahaleden de sonuç alınamadığını, bir kez daha yapılan operasyonda ise, davalı doktorun alınan parçayı yere düşürüp üzerine bastığını, bu sebeple yeniden parça alınarak zemin oluşturulduğunu, bu kez de meme zeminin renk değişimi için totonaj işlemi yapılması gerektiğini, masrafların kendileri tarafından karşılayacağını söyleyerek Ataşehir … Şifa Hastanesi’ne yönlendirdiğini, bu işlemin geçici olup, 5-7 yıllık aralıklarla tekrarlanması gerektiğini, hatalı ameliyat sebebiyle 2007 yılında başlayan tedavisinin halen devam etmekte olduğunu, davacının sol memesinin diğerinden küçük kaldığını, meme ucunun bulunmadığını, hastaneye ödenen 4.500,00 TL ile 500,00 TL ilaç masrafı, 500,00 TL yol masrafı, her 5-7 yılda yapılması gereken tatuaj masrafı için 3.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere 5.500,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini dilemiş, bozma ilâmından sonra da dava değerini 10.000,00 TL olarak açıklayarak noksan harcı tamamlamıştır.

…. Davalı hastane işleticisi vekili ise, davacının kendi kusurlu davranışları sonucu gelişen komplikasyonlardan sorumlu olmadıklarını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

…. Diğer yandan, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa Biyotıp Sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin “Meslek Kurallarına Uyma” başlıklı 4. maddesinde, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” düzenlemesi karşısında, raporda davacıya uygulanan tıbbi tedavinin mesleki yükümlülük ve standartlara ait olup olmadığı hususu da yeterince tartışılmamış, sadece yapılan işlemler ve sonuç kısmında komplikasyona bağlanarak davalıların kusursuz olduğu bildirilmiştir. Hekim hasta arasındaki ilişkide belirleyici olan tıbbi standarttan kastedilenin, teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde değerlendirilmesi zorunludur. Hekim, hastasına hem teşhis hem tedavi hem de ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlarda hastanın zarara uğramaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup, bu önlemleri aldığı halde sonuç meydana geldiyse bu durumda sorumluluğundan bahsedilemez. Mahkemece bu hususlara değinmeyen rapora dayalı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.

Bu sebeplerle mahkemece yapılacak iş, aralarında plastik ve estetik cerrahi, genel cerrahi ve enfeksiyon uzmanının da bulunduğu 3 kişilik akademik kariyere sahip bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, davacıya uygulanan iş ve işlemlerin neler olduğu, olması gerekenle yapılanlar kıyaslanarak, özellikle davacıda gelişen durumun komplikasyon mu yoksa hekim hatası mı olduğu hususu da aydınlatılarak, hekim hatası bulunduğu kanısına varıldığı taktirde sorumlu tutulmalı, komplikasyon olduğu kanısına varıldığı taktirde ise, aydınlatılmış onam formunda bu konuda bir detaya yer verilmediği gibi gelişen komplikasyon ise yönetiminin de tıbbi standartlara uygun olup olmadığı gözetilerek davacının istek kalemleri değerlendirilmeli ve az yukarda açıklanan düzenlemeler dikkate alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.

Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Burun Estetik Ameliyatında Doktor Hatası Tazminat Davası

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/9077

K. 2016/5505

T. 11.4.2016

6098/m. 112, 472

ÖZET : Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yanlar arasında, davacının yüzünün görünümünün daha estetik bir hale gelmesi konusunda davalı doktor ile estetik operasyon için anlaşma yapıldığı ve davalı doktor tarafından uygulamanın gerçekleştirildiği; böylece, taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının kusurunun olmadığını açıklayan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Şu durumda; davalı yüklenicinin, davacı iş sahibini, eser sözleşmesinin ifasından sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında yeterince bilgilendirmediği, dolayısıyla özen ve sadakat borcunu gereğince yerine getirmediği, davalı yüklenicinin ortaya çıkan zarardan sorumlu bulunduğu ortadadır. O halde mahkemece; davalının kusurlu davranışıyla istediği sonuca ulaşamamasına rağmen tedavi bedelini ödemek zorunda kalan davacının, uğradığı bu zararın bilirkişi tarafından belirlenmesi ve sonrasında davacının çektiği üzüntü durumu da gözetilerek uygun bir manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin tamamen reddedilmesi doğru görülmemiştir.

KARAR : Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının 2007 yılında davalı hekim tarafından burnundan estetik ameliyat olduğunu, ameliyattan 10 gün sonra burnunda göçük bulunduğunu ve nefes darlığı çektiğini, 2-3 ay sonraki kontrolde davalı tarafından yeni bir ameliyat kararı alınarak 1 yıl sonra tekrar ameliyat olduğunu, ameliyattan sonra burnundaki göçüklerin ve nefes darlığının düzelmediğini ve yeni bir ameliyat kararı daha alındığı, 2009 yılında üçüncü ameliyatını olduğunu, sağlık sorunlarının düzelmediğini burnunda kanamalar olduğunu, sonrasında hekimin dördüncü ameliyat kararı aldığını ve 2011 yılında tekrar ameliyat olduğunu, sıkıntıları geçmeyen davacıya beşinci ameliyatı öneren davalı hekimin önerisinin reddedildiğini, hala nefes problemlerinin bulunduğunu, inşaatta demirci olarak çalışması sebebi ile rahat çalışamadığını, ameliyatlar sonucunda yıprandığını, psikolojik olarak sorunlar yaşadığını, toplam süreç boyunca yaklaşık 5.000,00 TL masrafı olduğunu, davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve kusurlu olduğunu ileri sürerek dört ameliyattan manevi olarak yıpranması sebebi ile 50.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

….Dosyaya sunulan, hükme dayanak alınan ve kulak burun boğaz, adli tıp ve estetik cerrahi anabilim dallarında uzman olan üç hekim tarafından hazırlanan bilirkişi kurulu raporunda tedavi ve ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, kemik kaymasının komplikasyon olduğu, hekim hatası ve kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.

Yanlar arasında, davacının yüzünün görünümünün daha estetik bir hale gelmesi konusunda davalı doktor ile estetik operasyon için anlaşma yapıldığı ve davalı doktor tarafından uygulamanın gerçekleştirildiği; böylece, taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır.

Eser, yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Bu arada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin, iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde, eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksikliklerden ayıba karşı tekeffül borcu sebebiyle sorumludur.

….Yüklenici hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya

Davacı tarafından imzalanan 20.11.2006 tarihli bilgilendirme ve rıza formunda işlemin tıbbi sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığı ve davacının bu işleme rıza gösterdiği yazılı ise de, bu rızanın az yukarda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olması gerekir. Anılan belgede önerilen tedavi yönteminin başarı şansı ve süresi, bu yöntemin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, tıbbi sonuçları ve olası komplikasyonları konularında bir açıklama bulunmamaktadır. Diğer anlatım ile somut olayda genel soyut ibarelerle düzenlenmiş bir onay vardır, davacı hastaya ameliyat sonrası oluşan kemik çökmesi, nefes alma zorluğu gibi olumsuz sonuçlar olabileceği açıklanmamıştır. Bu sebeple davalının kusuru olmasa da davacıyı uyarmamış olduğu olumsuz sonuçlardan sorumluluğu vardır.

Mahkemece davalının kusurunun olmadığını açıklayan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir.

Şu durumda; davalı yüklenicinin, davacı iş sahibini, eser sözleşmesinin ifasından sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında yeterince bilgilendirmediği, dolayısıyla özen ve sadakat borcunu gereğince yerine getirmediği, davalı yüklenicinin ortaya çıkan zarardan sorumlu bulunduğu ortadadır.

O halde mahkemece; davalının kusurlu davranışıyla istediği sonuca ulaşamamasına rağmen tedavi bedelini ödemek zorunda kalan davacının, uğradığı bu zararın bilirkişi tarafından belirlenmesi ve sonrasında davacının çektiği üzüntü durumu da gözetilerek uygun bir manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin tamamen reddedilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Yüz Estetik Ameliyatı Doktor Hatası Tazminat Davası,

 Yüz estetiği, yüz dolgusu estetik ameliyatı doktor hatası, doktorun hatalı estetik ameliyatı sonucu tazminat davası

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/16398

K. 2013/16634

T. 26.11.2013

KARAR : Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, yüzünün görünümünün daha estetik hale gelmesini istediğini, bu konuda hizmet veren …. başvurduğunu ve yapılacak (dolgu) işlemleri için 1200 TL karşılığında anlaştıklarını; davalı hekimin muayenehanesinde tam anestezi için gereken koşullar bulunmadığından, işlemin diğer davalı (özel) Hastanede yapılmasının kararlaştırıldığını; müvekkilinin, 07.12.2007 tarihinde, yanında kız kardeşi olduğu halde anılan hastaneye gittiğini ve davalı hekim tarafından gereken estetik müdahalenin gerekleştirildiğini; müdahaleden sonra davalı hekimin, her şeyin yolunda gittiğini hiç bir sorun yaşanmadığını bildirdiğini; ancak, operasyonun ertesi günü, müvekkilinin yüzünün gerildiğini ve şişmeye başladığını; derhal durumun doktora bildirildiğini; ne var ki, müvekkilinin durumunda iyiye gidiş olmadığını, yüzündeki şişlikler ve akıntı sebebiyle yemek dahi yiyemediğini, büyük acı ve ızdırap çektiğini; davalının, bu operasyonu gerçekleştirmeden önce, gerekli tahlilleri ve alerji testlerini yaptırmadığını, kusurlu bulunduğunu iddia ederek; davalıya yapılan ödemenin müvekkilline iadesine, çalışmadığı dönemde mahrum kaldığı ve kalacağı kazancının karşılığı olarak maddi tazminata ve çektiği elem ve ızdırap karşılığında manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Yanlar arasında, davacının yüzünün görünümünün daha estetik bir hale gelmesi hususunda (bu hususta uzman) davalı doktor ile estetik operasyon için anlaşma yapıldığı ve davalı doktor tarafından diğer davalı hastanede uygulamanın gerçekleştirildiği; böylece, taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır.

Eser, yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Bu arada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin, iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde, eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksikliklerden ayıba karşı tekeffül borcu sebebiyle sorumludur.

Yüklenici hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekir. Yüklenici, sadakat ve özen borcu gereğince eseri iş sahibin yararına olacak şekilde meydana getirmek zorundadır. Akdin gereği gibi veya zamanında ifasını tehlikeye koyan tüm hallerinden zamanında iş sahibine haber vermek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğünden doğan çeşitli özel açıklama ve yol gösterme yükümlülükleri vardır. Yüklenici ihbar mükellefiyetini zamanında yerine getirmezse bundan doğacak tüm zarardan da sorumludur (BK. madde 96). (TBK. madde 112)

O halde, davalının ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmesi BK. 357.(TBK. 472) maddesine göre bir zorunluluktur.

Dosya içeriğinden, davalı doktor ile görüşen davacının, operasyonun türü hakkında bilgilendirildiği anlaşılmıştır. Ancak, operasyonun muhtemel risklerinin anlatıldığı ve davacının kabul ettiğine dair davalı tarafından bir bilgi ve belge sunulmamış, dinlenen davalı tanıkları da bu hususta açık bir beyanda bulunmamışlardır. Davacının kız kardeşinin de aynı operasyonu yaşadığı ve davacının bu konuda bilgi sahibi olduğu iddia edilmiş ise de; bu beyanlar, davacının oluşabilecek risklerle ve gelişecek komplikasyonlarla ilgili bilgilendirildiği anlamına gelmemektedir. Kaldı ki, bu operasyon sonucu davacının yüzünde alerjik reaksiyon sonucu şişlikler ve iltihaplı yaralar oluştuğu, estetik amaçlı güzelleşme beklentisinin karşılanmadığı, eserin ayıplı hale geldiği anlaşılmaktadır.

… ./..

Hükme esas alınan …., davalı doktorun, davacıyı aydınlatma borcunu yerine getirip getirmediği tartışılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece; yukarda açıklanan hususlarla ilgili, hukuki yorumda yardımcı olabilecek bir hukukçunun da buluduğu bilirkişi kurulundan maddi tazminata dair rapor alınarak, sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik inceleme sonucu, davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine

SONUÇ : ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Doktor Hatası Sonucu Verilmiş Olan İlaçların Yan Etkisi Sebebiyle Tazminat Davası Kararı;

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/41418

K. 2018/5670

T. 10.5.2018

6098/m. 400,502.506.510

4721/m.4

6100/m.198

KARAR : Davacılar, çocuklarının mide bulantısı ve kusma şikayeti ile 4.6.2013 tarihinde davalı şirketin işlettiği hastaneye müracaat ettiklerini, diğer davalı çocuk doktoru tarafından muayene edilip tahlil alındıktan sonra yatışının yapılarak antibiyotik tedavisine başlandığını ve 5.6.2013 tarihinde taburcu edildiğini, ancak şikayetlerin devam etmesi üzerine, 8.6.2013 ve 13.6.2013 tarihlerinde yeniden müracaat ettiklerinde ilaçların yan etkisinin olduğunun bildirildiğini, şikayetlerin devamı üzerine, 15.6.2013 tarihinde başka bir merkeze müracaat ettiklerinde akut apandisit teşhisi konularak ameliyat edildiğini, davalıların kusuru nedeni ile apandisitin patladığını ve karın içinde yoğun ve yaygın iltihap oluşmasına neden olunduğunu ileri sürerek, 13.453 TL. maddi ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir….

Mahkemece hükme esas alınan 22.12.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; küçük yaş grubunda apandisit seyri ve kliniğinin perforasyon ve abse gibi komplikasyonlarına zemin hazırladığından ve apandisit tanısının böyle gecikmiş olarak konabileceğinden ötürü ilgili hekim ve hastanenin ilgili hastanın tanı ve tedavisinde isteyerek ve bilerek bir ihmalinin olmadığı açıklanmıştır.

Davacılar çocuklarının apandisit olduğunun kendi anlatımları ve ultrason tetkiki ile anlaşıldığını ileri sürdüklerine göre, hastanın davalı tarafın gözetimindeki aşamada, mevcut bulgulara göre fiziki muayene ile ya da ileri tetkik yapılarak ( ultrason, MR v.s ) anlaşılıp anlaşılamayacağının belirlenmesi önem arzetmektedir. Öyle ki, bu tetkiklerin yapılmaması hastanın hastalığının tesbit edilmemesine neden olmuşsa hekim sorumlu olacaktır. O halde, bu konuda yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda özen gösterilip gösterilmediği, yapılması gerekenle, yapılanın uyuşup uyuşmadığı açıklamalarına yer verilecek şekilde, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor ve hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceğini, gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor ya da gerektiğinde yeni bir bilirkişi kurulu raporu alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermek gerekir.

Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeple davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun /I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Hamilelik Süreci Doktor Hatası, Hamilelik İle İlgili Hastane Hatası Sebebiyle Davalar İçin Emsal Mahkeme Kararları;
  • Gebeliğin Kürtajla Sona Erdirilmesi, Dış Gebelik Nedeniyle Yeniden Ameliyat olunması ;

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ KARARI

ESAS: 2003/6060

“… Davacının Tabip Odasına şikayeti üzerine aldırılan fotoğrafta iç gebelik gözüktüğü ve bunun tahliye edildiği, tahliye sonucu elde edilen materyelin histopatoljik tetkike gönderilmediği zira dış gebelik şüphesi yokken bu uygulamanın mutad olmadğını ancak böyle inceleme yapılmamışsa hastada geçmişe yönelik iç ve dış gebilğin aynı nda var olması  tanısının konulamacağını….” Mahkeme kararında belirtmiştir. Olayda  Adli tıp raporu doktorun hatasının bulunmadığı yönünde görüş belirtmesine rağmen, mahkeme adli tıp raporu görüşünü benimsemiş ve şu kararı vererek Gebeliği sona erdilen davacının başvurunu kabul etmiştir; “ … bilirkişi raporları doğrudultusunda; davalı doktorun dış gebelik ihtimalinin göz önünde tutularak, bu ihtimalin de araştırılmasının gerkip gerekmediği, yani …, bilirkişi raporunun da gerekçeli, ikna edici bulunmadığı sebebiyle”  Yargıtay 13. Dairesince hamile olup çocuğu alınan kişinin başvurusu kabul edilmiştir.

  • Hamilelik süresince doktorun hatalı muayenesi ve kontrol etmesi sebebiyle; bebeğin elsiz doğması, brucella enfeksiyonu oluşmasına ilişkin mahkeme kararı;

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2008/310

KARAR NO: 2007/13653

ÖZET: taraflar arasında tazminat davasının yargılaması sonucunda ilamda yazılı nedenden dolayı davacının talebi olan davanın reddedilmesi yönelik kararı davacı kaybettiği davayı temyiz etmiştir.

Davacı terleme, ağrı ve ateşlenme şikayeti ile doktora başvurmuş ve 2 aydır adet görmediğini bildirmiş. Doktor tarafından yapılan testte gebelik ve brucella bulunmadığı belirtilmiştir. Brucella’nın negatif çıkması sebebiyle hastaya brucella ilacı vermiştir. Ancak daha sonra başka bir doktora giden hasta 4 aylık hamile olduğunu öğrenmiş ve brucella ilacı kullanılması sebeiyle çocuğun sakat doğabileceğini öğrenmiştir. Hasta gebe olan anne; çocuğun sakat doğma ihtimali sebebiyle bebeğin aldırmak istemiş ancak gitmiş olduğu ikinci doktor olan Dr. Ş. K. , gebeliğin 4. Ayında olunması sebebiyle kürtaj yapmayı kabul etmemiştir. Bu sebeple gebe anne, yeniden ilk dortoru Dr. İ. D.’a gitmiştir, ilk doktor ise başka bir doktor Dr. M.Y. ‘e yönlendirmiştir. Son yönlendirilen doktor Dr. M.Y. sağlık bir çocuğu olacağını ve ilaçların sakıncalı olmadığını söylemiştir.

         Ancak bebeği elsiz doğan anne çalışma gücü kaybı için , bakıcı kişi tazminatını ve maddi tazminatı ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

       Mahkeme annenin bu istemi reddetmesi üzerine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmıştır.

Yüksek Sağlık Şuarası raporunda, doktorun hatası olduğunu ancak bebeğin artır 4 aylık olması sebebiyle kürtajının yapılamayacağını ve doktor tarafında verilen ilaçların, bebeğin elinin olmamasına sebebiyet vermeyeceği yönünde görüş bildirmiştir. Yargıtay; “ …. 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanunun Gebliğinin Sona Erdirilmesi Başlıklı 4. Maddesinde 10 haftadan fazla süreli gebeliklerin sona erdiğirilmesi hallerini bildirilmiştir.Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetmelesi Tüğün 5. Maddesinde ; gebelik süresi 10 haftayı geçenlerde rahim tahliyesi yapılamayacağını , ancak Tüzük’e ekli 2 sayılı listedeki hastalardan birinin  bulunması halinde … rahim tahliyesi yapılabileceğini ve bu 2 sayılı listede yer alan M- Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü 5. Maddesinde  BRUCELLA  hastalğının gebeliği sona erdirme hallerinden biri olarak kabul edildiğini açıkça belirtilmiş olduğunu ….  Belirterek davacı annenin temyiz başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemenin kararını bozmuştur.

  •  Bel Fıtığı Ameliyatı Doktor Hatası Tazminat Davası;

Doktorun kendi özel muayenehanesinde, muayene ettiği hastayı özel hastanede ameliyat etmesi sırasında doktorun hatalı ameliyat etmesi;

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/38670

K. 2018/2593

T. 28.2.2018

KARAR : Davacı, davalı doktor tarafından dava dışı özel hastanede yapılan bel fıtığı operasyonu sonrasında ağrı ve şikayetlerinin arttığını ancak davalı doktora başvurulmasına rağmen herhangi bir çözüm üretilmediğini daha sonra yapılan tetkiklerde operasyon sırasında fıtık olan L5 S1 diskine hiç müdahale edilmediğinin anlaşıldığını, başka hastanede başka hekim tarafından yeniden ameliyat olduktan sonra şikayetlerinin sonlandığını ileri sürerek 7900,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı doktardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, operasyonun tıbbi gerekliliklere uygun şekilde ve özenle gerçekleştirildiğini, ilgili diske müdahale edilmemesi gibi bir durumun söz konu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Dava hekim hatası iddiasına dayalı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK. 386-390) … O sebeple sağlık memuru ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. …Somut olayda mahkemece hükme dayanak kılanan Adli Tıp Kurumu raporu davacının aşamalarda dile getirdiği itirazlarını karşılar mahiyette ve yeterli değildir. Bu halde mahkemece konu ile ilgili tüm tıbbi dökümanlar dosya içerisine alınarak, üniversitelerin ilgili anabilim dallarından seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile, davalının açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını, operasyonun komplikasyonlarından olduğu belirtilen sonucun doğmaması için yapılması gereken iş ve işlemlerin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususlarında tatmin edici açıklama getiren, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DEVLET HASTANESİ, ÜNİVERSİTE HASTANESİ, VAKIF ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ DOKTOR HATASI SEBEBİYLE TAZMİNAT DAVALARI EMSAL KARAR

Devlet hastanesi doktor hatası tazminat davası idari yargıda açılmaktadır. Özel hastaneler ve doktorun özel muayenehanesindeki tedavideki hataları sebebiyle adli yargıda tazminat davaları açılırken, devlet hastanesi doktor hatası tazminat davası veya devlet hastanesi hatası tazminat davası idari yargıda açılır. Doktor hatası dava avukatı yardımı, hastane hatası dava avukatı yardımı için hukuk büromuz ile iletişime geçebilirsiniz.

         Üniversite hastaneleri de kamu tüzel kişisidir ve üniversite hastanesi doktor hatası davası, doktor hatası tazminat davası, hastane hatası tazminat davası açmak için idari yargıya başvurulur. Üniversite hastanesi doktor hatası tazminat davası  hakkında ayrıntılı bilgi için bir avukata danışmanız faydalıdır.

         Özel Üniversite hastanesi doktor hatası tazminat davası, özel üniversite hastanesi hatası tazminat davası da idari yargıda görülür. Zira her ne kadar özel üniversite olsa da kamu tüzel kişiliğine haizdir. Danıştay içtihatları gereğince de özel üniversite doktor hatası davası, özel üniversite hastane hatası davası idari yargıda görülür.

 

 

 

 

 

 

 

T.C.

DANIŞTAY

15. DAİRE

                                               E. 2017/276 – K. 2017/7556

T. 14.12.2017

KARAR : Dava, davacının Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 22.5.2006 tarihinde gerçekleşen ameliyatı sırasında hatalı teşhis ve tedavi yapıldığı, bu tetkik ve tedavide idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu sebeple maddi ve manevi olarak zarara uğradığı ileri sürülerek, 5.000-TL maddi, 15.000-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

…Dava dosyasının incelenmesinden, davacının yutma güçlüğü şikayetiyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurduğu, burada çekilen grafiden boğazında bir kese tespit edildiği, davacının rahatsızlığının uygulanan tedaviye rağmen geçmemesi üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurduğu, Ege Üniversitesinde yapılan tetkik sonuçlarına dikkate alınarak kesenin alınması için ameliyat yapıldığı ancak davacıya ameliyatta kesenin tespit edilemediğinin bildirilmiştir.

… Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu ve Yüksek Sağlık Şurası raporlarının ve yüksek Sağlık Şurası raporundaki azlık oylarının birlikte değerlendirilmesinden davacının 9 ay önceki (9.9.2005) şikayetleri üzerine yapılan tetkiklerin sonucuna göre 22.05.2006 tarihinde yeni tetkiklere başvurulmaksızın verilen ameliyat kararının doğru olmadığı, iki sağlık kurumuna yapılan başvurular arasında geçen 9 aylık sürede yanlızca radyoloji raporuna dayanarak ve ameliyat yapılacak boynun görülmeden ameliyat kararı alınarak davacının tam teşhis koyulmadan ameliyat edilmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davalı idarenin olayda hizmet kusuru bulunması nedeniyle, davacının dava dilekçesinde maddi tazminat istemine dayanak olarak belirttiği estetik ameliyatını olup olmadığı, vücut bütünlüğünü yeniden sağlamaya yönelik bir harcama yapılıp yapılmadığı araştırılarak ve manevi tazminat istemi yönünden ise davacının tedavisinin gerektiği gibi yürütülmemiş olmasının davacıda şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, davacının maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla manevi tazminat isteminin bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin 27/10/2016 tarih ve E:2014/1695; K:2016/1281 Sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine,2577 Sayılı Kanun’un 18.06.2014 gün ve 6545 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

  • sağlık hukukuna ilişkin davalarda, sağlık hukuku dava avukat hukuki desteği almanız faydalıdır

Leave a Comment